18 Ağustos 2020 Salı

 

 ÖYLE BİR ZAMAN Kİ


Hayatımda ilk kez aşık olmuştum. Onu gördüğüm ilk anda zihnimde parlayan bir yıldız gibiydi adeta; gözlerinden süzülen bakışları alnına dökülen kâküllü saçlarıyla; ruhumda bir büyücünün bile veremeyeceği tesiri bırakmıştı… Zihnimin en ücra yerinde onunla deliler gibi sevişiyordum sanki… Arzu, ruhumda o kadar çok derin izler bırakmıştı ki onu yüreğimden atmama zihnim izin vermiyordu artık; belki de benim lanetimdi bu…aradan çok uzun zaman geçmesine rağmen ilkokulda geçirdiğim anılarımın ruhumda bıraktığı hisleri kelimelerin anlatması imkansız; o bende aşkın ta kendisiydi…çocukluk anılarımın tazeliği Arzu’nun bakışlarında ve gülüşünde dona kalmıştı…ona olan hislerimin ölçüsünü düşündüğümde hayatıma giren aşkların en saf hali idi…

                           

 

 
O kadar çok tesiri altındaydım ki sıra arkadaşım Sevda’nın bana olan husumetinin bile farkına varamamıştım; eskiden bana makul ölçüde iyi davranır; ben de bunu sınıfta gösterdiğim başarıma beslediği hayranlığın yansıması olarak görürdüm; oysa ki onun kaygısı ödevlerine yaptığım yardımların aksayacağı ve ailesine karşı;- özellikle devlet kurumunda önemli bir mevkide bulunan babasına karşı- mahcubiyeti idi… Sevda’ya dair hissettiklerimin ölçüsü bana olan dostluğuydu! Oysaki Arzu öyle miydi? Öğretmenimizi dinlediğim zamanlarda ona kaçamak gözlerle ürkekçe bakar; bakışlarındaki keskin zekası kirpiklerinin anlık refleksini seyre dalar, sınıf arkadaşlarımın kıkırdamalarını öğretmenimizin sert ve otoriter sesiyle irkilir, o an gerçek dünyaya geri dönerdim… O adeta en ön sırada oturarak kalbimdeki mevkiini ispatlar gibiydi…

 

  

  

Bin dokuz seksen beş yılının ılık bir sonbahar günüydü; okul bahçesinde deli danalar gibi koşuşan akranlarımı pencere önünde oturduğum sıramdan dışarı seyre dalarken; onun şen şakrak kahkahasını duyduğumda uçuşan papatyalar misali ruhum şenlenirdi.

 Onu seyredalmanın hayali içinde iken; gülüşünü, koşarken ki adımlarının rüzgarla esen saçlarının dağınıklığını; -ona o kadar çok mistik bir hava verirdi ki- arada bir gayri ihtiyari çevresine baktığında bakışlarındaki sevecenliği; okulun bahçesine doğan sabah güneşinin

 aydınlığı gibiydi o… Bir ara ani bir refleksle bulunduğum pencere istikametine doğru bakıverdi; o an ruhumda canlanan heyecanın tarifi imkansızdı… o sevecen tebessümüyle bana gel dediğini duyar gibiydim sanki… ve güneş alnımdaki umutsuzluğun kırışıklığına kaygı dolu bakan gözlerime umut ışığı olmuştu bir anda… Arzu’nun o keskin ama tebessüm kokan bakışları daha sekiz yaşında olan bir çocuğun yüreğinde yarattığı heyecanın mutluluğunun tarifi imkansızdı. -Hey sen de gelsene ne bekliyorsun orada dedi. Bende şaşkınlığın ve mutluluğun yüreğimde açtığı çiçeğin heyecanı içinde: -hemen geliyorum diyemeden; -sınıftan koşar adımlarla yürüdüğümde zeminin kayganlığında ayağım kayıp düştüğümde anladım- yüreğimin muazzam çarpıntısını…O an ruhumda ona dair umutlarım çoşkun akan bir nehir gibiydi adeta…ona doğru koşar adımlarla gidene kadar okulun koridorları bana ucu-bucağı görünmeyen uzun bir yol gibiydi…Ve işte nihayet karşımdaydı o muhteşem varlık.

26 Haziran 2019 Çarşamba

 RUHUNU ARAYAN...
Bir adam vardi bir zamanlar...
Umut dolu ve yasamaya ve insanlara dair...

Ne varsa ruhunun derinlerinde yatan
Patlamaya hazir bir volkan zamanini bekleyen...
Adam olmak zor zaanat
Vesselam...
Ve adam gordu kadini tum ciplakligiyla
Ruhuna isleyen
Ruhunu arayan ruhsuz bir beden
Kadinda gordu ruhunu
Ruhsuz gecen zamana
Bilemezdi ruhlarin da
Ruhsuz olabilecegini...

    ÖYLE BİR ZAMAN Kİ Hayatımda ilk kez aşık olmuştum. Onu gördüğüm ilk anda zihnimde parlayan bir yıldız gibiydi adeta; gözlerinden süzül...